Türkçe | English
Ara
Tütüncü Mehmet Efendi Caddesi, Çakıl Sokak No.2 Göztepe/Kadıköy/İstanbul info@akuterapist.com

İlaçsız Hayata Merhaba!

Modern yaklaşımlar birçok hastalıkta hastaya kalıcı çözüm sunamadığı için, hastalığın belirtilerini azaltma yöntemleri geliştirerek ilaca bağımlı bir yaşam modeli sunar. Ve bu hastalıkları 'tedavi edemediği' hastalıklar olarak değil de, 'tedavi edilemeyen' anlamında 'kronik hastalıklar'.. tamamı için tıklayınız.

Modern yaklaşımlar birçok hastalıkta hastaya kalıcı çözüm sunamadığı için, hastalığın belirtilerini azaltma yöntemleri geliştirerek ilaca bağımlı bir yaşam modeli sunar. Ve bu hastalıkları 'tedavi edemediği' hastalıklar olarak değil de, 'tedavi edilemeyen' anlamında 'kronik hastalıklar' olarak adlandırır.

Yüksek tansiyon, migren, astım, allerjik nezle, kronik sinüzit, kronik ürtiker, akne, egzema, sedef hastalığı, menapoz sendromu, obezite, artritler, hemipleji, bazı hepatitler, kronik nefritler, sindirim sistemi hastalıkları ve diyabet gibi...

Kronik hastalıklar olarak adlandırılan bu ve benzeri birçok rahatsızlıkta bozulan şey, vücudun sistemler arası dengeleridir. Tip I diyabet gibi bazı hastalıklarda ise bozulan bu dengeler kalıcı tahriplerle sonuçlanır. Tip I diyabette pankreasın insülin salgılayan hücreleri vücudun kendi savunma sistemi tarafından tahrip edilmektedir. Bu rahatsızlığın ilerleyen evrelerinde, vücut tarafından üretilemeyen insülini dışarıdan yapılan injeksiyonlarla yerine koymaktan başka çıkar yol yoktur.

Oysa, pankreas tümüyle tahrip olmadan önce, savunma sistemi olması gereken hassasiyet seviyesine çekilebilseydi, bu insan insüline bağımlı yaşamak zorunda kalmayacaktı. Bu durum alzhemier için de farklı değildir, dialize bağımlı böbrek hastaları için de.

Yani bu ve benzer rahatsızlıkların akupunktur tedavi yöntemiyle ilerlemelerinin durdurulması, başlangıç dönemlerinde teşhis edilip sistemler arası düzenlemeler yapılabilirse, hastalığa tam olarak dönüşmeden tedavi edilmeleri mümkündür.

Astım, kronik nezle, deri allerjileri gibi allerjik hastalıkların tümünde, migrende, obezitede, sindirim sistemi problemlerinde, uyku düzensizlikleri ve depresif ruh hallerinde, eklemin tümüyle tahrip edilmediği romatizmal hastalıklarda, siroz hastalığına dönüşmediği sürece viral (B ve C tipi) hepatitlerde, bel ve boyun fıtıklarında, beyin kanaması gibi kalıcı sorunlara yol açmadığı sürece yüksek tansiyon hastalığı gibi problemlerde durum daha da iç açıcıdır.

Bahsi geçen hastalıklarda, temel problemin kendisi tümüyle çözülebilir. Meydana gelen hasarlar ise ciddiyetine ve üzerinden geçen süreye bağımlı kalmak şartıyla tüme yakın ya da kısmî düzelmeyle sonuçlandırılabilir.

Özetle, doğru bitkisel diyetlerle birleştirilen akupunktur tedavi yöntemi için, modern zamanların 'kronik hastalık' olarak adlandırdığı birçok hastalığın 'yalnızca hastalık' olması şaşırtıcı bir durum değildir. Aksine, bizim kanıksadığımız bir durumdur.

Baş ağrısı ve Migren

Beyin dokusu tıp bilimi için, bir ölçüde çözümlenebilse de büyük ölçüde gizemini korumaktadır. Migren bu gizemli alanın rahatsızlıklarından biri. Bu nedenle modern tıp dahilinde yüz güldürücü sonuçlar alındığını söylemek şimdilik.. tamamı için tıklayınız.

Beyin dokusu tıp bilimi için, bir ölçüde çözümlenebilse de büyük ölçüde gizemini korumaktadır. Migren bu gizemli alanın rahatsızlıklarından biri. Bu nedenle modern tıp dahilinde yüz güldürücü sonuçlar alındığını söylemek şimdilik mümkün görünmüyor.

Ancak akupunktur migren tedavisinde de tama yakın bir başarıyla kullanılıyor. Batılı hekimlerin geleneksel yöntemler üzerinde çalışırken fark edip geliştirdikleri kulak akupunktur yöntemi ise, modern tedavi protokolleri içerisinde migren hastalığı için kolay ve kalıcı tedavi yolu olarak alternatifsiz bir yer edinmeye başladı. Tedavi arada başka bir rahatsızlık olmadığı sürece genellikle 12 seans sürüyor. Haftada iki seanstan altı haftalık bir tedavi yeterli oluyor.

Akupunktur tedavi yöntemiyle vücudun iki farklı makro refleks sistemleri olan sempatik ve parasempatik sistemler arasındaki denge yeniden kuruluyor ve beynin oksijen ve enerji kullanım yolları rehabilite ediliyor. Kan basıncı rahatlıkla düzenlenebiliyor. Sonuçta, bizim de altına defalarca imza atabileceğimiz kalıcı başarılar elde ediliyor.


 

Fazla Kilo

Bir insanın fazla kilo alması veya normalden fazla vücut ağırlığına sahip olması, yalnızca ihtiyaçtan fazla gıda alımı ile bağlantılı değildir. İki insan aynı kaloriyi aldıkları halde birinin zayıf, öbürünün fazla kiloya sahip olması mümkündür. Bir çok hormon bu olayda doğrudan veya dolaylı.. tamamı için tıklayınız.

Bir insanın fazla kilo alması veya normalden fazla vücut ağırlığına sahip olması, yalnızca ihtiyaçtan fazla gıda alımı ile bağlantılı değildir. İki insan aynı kaloriyi aldıkları halde birinin zayıf, öbürünün fazla kiloya sahip olması mümkündür. Bir çok hormon bu olayda doğrudan veya dolaylı olarak rol oynamaktadır. Kalıcı bir tedavi için sadece iştah üzerinde bir düzenleme yeterli değildir, genel bir düzenlemeye ihtiyaç vardır.

Akupunkturda kullanılan özel noktasal uyaranlar, vücuttaki fazla yağların atılmasına birkaç yolla etki etmektedir:

  • İştah merkezine etki ederek iştahı azaltır ve normal sınırlara inmesine katkıda bulunur. Hatta bazı hassas bireylerde iştahın tamamen kapandığı gözlemlenmiştir.
  • Bazı sinir sitemi hormonlarını -örneğin, seratonin gibi- düzenleyerek kronik yorgunluğu ortadan kaldırır.
  • Vücuttan su atılımını artırarak bedensel yorgunluğun fiziksel nedeni olan 'laktik asit'in vücuttan uzaklaştırılmasını kolaylaştırır.
  • Bazı sters hormonlarını düzenleyerek genel bir dinginliğe ulaşılmasını sağlar.
  • Uykuyu düzenleyerek, uykudan istifadeyi artırır. Dolayısıyla günlük aktivitenin rahatlıkla yapılabilmesini sağlar ve canlılığı artırır.

Bu noktalar göz önünde bulundurularak yapılan bir akupunktur tedavisinin meydana getirdiği etki çoğunlukla tedaviden sonra da devam etmektedir.

Özetle,
Akupunktur, iştahı ve stresi azaltarak özgürce diyet yapabilmenize ve yorgunluğu azaltarak dilediğiniz kadar egzersiz yapabilmenize yardımcı olur. Gün içerisine dengeli bir şekilde dağılmış kalorisi düşük beslenme ve harcanan enerji oranını artıran stresten uzak faaliyetler, tedavide başarıya giden yol durumundadır.

 

Astım

Astım rahatsızlığında solunum yolları hastanın rahat nefes alıp vermesine imkan tanımayacak ölçüde daralmaktadır. Bu rahatsızlığın genetik tarafları olmakla birlikte sonradan edinilen yönleri de vardır: 1. Ailevi olarak bir yatkınlık söz konusudur. 2. Bununla birlikte, bu alerjik yatkınlığın açığa.. tamamı için tıklayınız.

Astım rahatsızlığında solunum yolları hastanın rahat nefes alıp vermesine imkan tanımayacak ölçüde daralmaktadır. Bu rahatsızlığın genetik tarafları olmakla birlikte sonradan edinilen yönleri de vardır:

1. Ailevi olarak bir yatkınlık söz konusudur.

2. Bununla birlikte, bu alerjik yatkınlığın açığa çıkmasını kolaylaştıran çevresel etkenler de söz konusudur.

Yaşanan güçlü stresler bu etkenlerin başında yer alırlar. Sonrasında polen, ev tozu ya da başka herhangi bir nedene bağlı olarak akciğerlerdeki solunum yolları ve hava kesecikleri daralmaya başlar. Bu durum tekrarlandıkça yerleşir ve nihayetinde astım hastalığı olarak oturur.

Hastanın bünyesi için alerjik olan etkenle karşılaşıldığı zaman bu durum tekrarlanır. Hastalık tekrarlayan ataklar ile seyreder. Bazen dışarıdan gelen alerjik herhangi bir etken olmaksızın bünyenin kendisi tarafından salgılanan gizli alerjik maddelerle de bu alevlenmeler yaşanabilir.

Rahatsızlığın temeline inildiğinde vücutta yer alan iki temel refleks sisteminin arasındaki dengelerin bozulduğu görülür. Bunlar sempatik ve parasempatik sistemlerdir. Astım parasempatik sistemin sempatik sisteme oranla daha aktif olduğu bir rahatsızlıktır. Zaten tedavide, sempatik sistemi uyararak, sistemler arasındaki dengeyi yeniden sağlamak esastır.

Tedavide kullanılan ilaçlar bu yönde geliştirilmiş ilaçlardır. İlaçlarla yapılan bu dengeleme çabası, ilaçlar kullanıldığı sürece bir sonuç verebilir. İlaçlar kesilir kesilmez hastalık yeniler. Astımın kronik hastalıklar sınıfına alınmasının nedeni budur. Modern tıp dahilinde tümüyle iyileşme elde etmek bugüne kadar mümkün olmamıştır.

Astımın akupunkturla tedavisinde de etki olarak benzer yöntemler kullanılır. Parasempatik sitem baskılanırken, sempatik sistem uyarılır ve tekrarlayan seanslarla bu denge yerleştirilir. Çoğunlukla haftada 2 seanstan 6 haftalık toplamda 12 seanslık bir tedavi ile tümüyle şifa elde etmek mümkündür.

Hastalığın iyileşme oranı da son derece yüksektir. Tedavi kesildikten sonra hastalığın nüksetme sıklığı bir sene içerisinde hemen hemen hiç yoktur. Bir yıl sonra 3 seanslık bir destek tedavisi yapılır. Böylece elde edilen etki daha yerleşik hale getirilir. Daha sonraki 1 seanslık bir destek tedavisi hastalığı bitirmek için çoğunlukla yeterlidir.

Uykusuzluk

Uyku, günlük aktivitelerle yorulan vücudumuzun, yaşamsal işlevlerini asgari düzeye indirerek kendini yenilemesi ve bir bakım sürecine girmesidir. Bu nedenle yeme, içme gibi zorunlu ihtiyaçlar içerisinde yer alır. Uykunun düzenindeki veya kalitesindeki bozulma, vücudun bakım ve onarım.. tamamı için tıklayınız.

Uyku, günlük aktivitelerle yorulan vücudumuzun, yaşamsal işlevlerini asgari düzeye indirerek kendini yenilemesi ve bir bakım sürecine girmesidir. Bu nedenle yeme, içme gibi zorunlu ihtiyaçlar içerisinde yer alır. Uykunun düzenindeki veya kalitesindeki bozulma, vücudun bakım ve onarım işlevlerini kesintiye uğratarak, gün içerisinde oluşan zararlı ürünlerin vücuttan uzaklaştırılmasını yavaşlatır ve hücrelerdeki yenilenmeyi askıya alır.

Eğer bu durum devamlı bir hal alırsa, genel yorgunluk ve sonrasında bitkinlik kaçınılmazdır. Halihazırda uyku düzensizlikleri kronik yorgunlukların nedenleri içerisinde en büyük bölümü oluşturmaktadır.

Uyku düzensizlikleri başlığı altında ele alınan rahatsızlıkları iki bölüme ayırmak mümkündür. Birincisi uykusuzluk ya da uyuyamama tarzındaki problemlerdir ki uykunun toplam süresi kısalmıştır. Hasta yeterince uyuyabilmek için genellikle ‘uyku ilacı' olarak adlandırılan hazır kimyasallara başvurur. İkincisi ise uykuda geçirilen toplam sürenin yeterli olmasına rağmen uykudan gereği gibi dinlenerek kalkamama, sabah yorgunlukları şeklindeki sorunlardır.

Modern tıp dahilinde uyuyamama şeklindeki uyku sorunlarında, hastanın uykuya dalmasını kolaylaştıracak ve uyanmasını zorlaştıracak ilaçlar kullanılırken, uyku probleminin ikinci yarısını oluşturan yeterince uyumaya rağmen dinlememe durumunda genellikle depresyon ilaçları tercih edilir.

Hastalığın akupunktur ile tedavisinde vücudun uykuya geçişini kolaylaştıran merkezler aktive edilirken, gün içerisindeki uyanıklığı sağlayan merkezler de dengeli bir şekilde uyarılır. Böylece hem uykunun düzeni orjinal haline çevrilir, hem de gündüz uyanıklığı net olarak sağlanır.

Akupunktur ile tedavi edilebilen rahatsızlıklar içerisinde uyku sorunları akupunktura hızlı yanıt veren grupta yer alır. Tedavinin toplam süresi genellikle 12 seansı geçmez. Tedavi sonrasında uyku ve uyanıklığı ilaç kullanmaksızın rahatlıkla devam ettirebilecek sonuçlara ulaşılır.

 

Yüksek Tansiyon

Beyin tüm vücudu sürekli olarak denetler, değerlendirir. Tüm değerlerin 'normal'lerini belirler ve vücudu belirlenmiş bu değerlere göre düzenleyerek dengede tutmaya çalışır. Kilomuz, vücut ısımız, kan şekerimiz, kandaki kalsiyum, tuz, potasyum gibi onlarca maddenin düzeyi denetlenir,.. tamamı için tıklayınız.


Beyin tüm vücudu sürekli olarak denetler, değerlendirir. Tüm değerlerin 'normal'lerini belirler ve vücudu belirlenmiş bu değerlere göre düzenleyerek dengede tutmaya çalışır. Kilomuz, vücut ısımız, kan şekerimiz, kandaki kalsiyum, tuz, potasyum gibi onlarca maddenin düzeyi denetlenir, sinirsel ve hormonal mekanizmalar yardımıyla vücutta bu denge sağlanır.

İşte insan beyninin bu denge algısında veya denge düzeyi olarak belirlediği ölçü kriterlerinde bir sapma meydana gelecek olursa vücutta problemler oluşmaya başlar. Bu durum bir çok kronik hastalığın arkasındaki en temel nedeni oluşturur.

Örneğin beynimiz kan basıncımızın normalini 160/90 mmHg (16/9) olarak belirlemişse biz ne yaparsak yapalım, neyi kullanırsak kullanalım etkisi geçer geçmez tekrar kan basıncını bu belirlediği düzeye, yani 19'a 9 seviyesine çekecektir.

Yapılması gereken beynin bu algı-kriter sorununu çözümlemektir. Akupunkturla yapılan tedavinin en önemli bölümünü de bu düzenleme oluşturur. Diğer taraftan yapılan tedaviyle kan damarları rahatlatılır, böbreklerin çalışması da düzenlenir.

Yaklaşık 12 seanslık bir tedaviden sonra hasta tedavi öncesine göre daha huzurlu, ilaç kullanmadığı halde kan basıncı, yani tansiyonu, normal sınırlarda seyreden biri olarak hayatına devam eder.

Tedaviden 1 yıl kadar sonra, ilk yapılan tedavinin dörtte biri kadarlık bir süreyle beyne hatırlatma yapılır ve tedavi süreci sona erer.

 

Akne Vulgaris [Sivilcelenme]

Vücudumuzun dış yüzeyi, yani derimiz elbette ki basit bir koruma kılıfı değildir. Karmaşık denilebilecek düzeyde bir çok fonksiyon deride bir araya gelmiştir. Derideki bu olaylar bir arada veya ardışık olarak gerçekleşerek devam ederler. Akne rahatsızlığında bu işlevlerden özellikle cildin nemlenmesini ve.. tamamı için tıklayınız.

Vücudumuzun dış yüzeyi, yani derimiz elbette ki basit bir koruma kılıfı değildir. Karmaşık denilebilecek düzeyde bir çok fonksiyon deride bir araya gelmiştir. Derideki bu olaylar bir arada veya ardışık olarak gerçekleşerek devam ederler.

Akne rahatsızlığında bu işlevlerden özellikle cildin nemlenmesini ve yağlanmasını sağlayan mekanizmalarda sorun meydana gelmiştir.

Normal terleme, bir yandan cildimizi nemlendirerek ferahlık hissi verir. Diğer yandan dış faktörlerden daha az etkilenmemizi sağlayacak koruyucu maddeleri de deri yüzeyine salar.

Akne rahatsızlığında, derinin normal nemlenmesini sağlayan derideki ter bezlerinin düzenli ter üretimi bozulmuştur. Terleme genellikle ani ve bol olarak gerçekleşirken, günün diğer vakitlerinde terleme cildin nemlenmesine yetmeyecek düzeyde gerçekleşir.

İşte bu açığı yağ bezleri gereğinden fazla yağ üreterek kapatmaya çalışır. Işte bu aşırı üretilen yağ, cildin yüzeyinde koyulaşarak ter bezlerinin ve yağ bezlerinin kanallarını tıkayacak ve akneye sebep olacaktır.Yani aknenin tedavisinde cildin yağlanmasının azaltılması kadar, nemlenmesinin düzenlemesi de önemli bir rol oynar.

Akupunktur, cildin nemlenmesini yani terleme düzenini olması gereken düzeye getirerek, yağlanmayı azaltır. Ve rahatsızlığı kökenine inerek tedavi etmede üstün bir başarı gösterir.

Işte bu nedenle diğer tedavi yöntemlerine oranla akne tedavisinde akupunktur beklenmenden daha hızlıdır, daha etkili ve daha kalıcıdır.

 

Tinnitus, ya da Sessizliğin Sesi

"Sessizliğin sesi" olarak da adlandırabileceğim 'tinnitus'un nedenleri içerisinde en fark edilemeyeni işte bu işitme kayıplarıdır. Örnekleyerek açacak olursam, tıpta bu duruma benzeyen bir rahatsızlık daha vardır. Bu rahatsızlık, herhangi bir nedenle kol ya da bacakları ampüte edilen, yani uzuvları kesilen.. tamamı için tıklayınız.

"Sessizliğin sesi" olarak da adlandırabileceğim 'tinnitus'un nedenleri içerisinde en fark edilemeyeni işte bu işitme kayıplarıdır. Örnekleyerek açacak olursam, tıpta bu duruma benzeyen bir rahatsızlık daha vardır. Bu rahatsızlık, herhangi bir nedenle kol ya da bacakları ampüte edilen, yani uzuvları kesilen insanların, bu kesik uzuvlarının olmayan varlığını ciddi bir ağrı eşliğinde hissetmeleridir ki tıptaki adı 'fantom ağrıları'dır.

Bazen mikrofonlu ses sistemlerinde de görülen ses rezonansına benzer şekilde, beynimiz alışık olmadığı bu sessizliğin yerini saf ve devamlı bir sesle doldurur. Biz bunu kulak çınlaması olarak algılarız. Eğer işitme kaybı bir şekilde giderilecek olursa, beynin bu çözümsüz çabası da kendiliğinden ortadan kalkacaktır.

Bizim kliniğimizde yaptığımız tedavi yöntemi bu mantık üzerine kuruludur: Sineklerle savaşmak anlamsızdır, bataklık kurutulmalıdır. Akupunktur tedavi yöntemiyle hastanın gerileyen özel işitme sorunu özenle ve başarıyla düzeltilir. Böylece hem fark edilen veya fark edilemeyen işitme sorunları düzeltilir hem de kulak çınlaması temelli ortadan kaldırılır.

Kronik Sinuzit Tedavisi

Sinüs nedir? Beynimiz yapı olarak özellikle sıcak ve soğuğa karşı son derece hassas bir organımızdır. Bu yüzden vücudumuzun en korunaklı bölgesinde yer alır. Yüz bölgesi haricindeki alanlarda saçlı deri dışarıdan koruma oluşturur. Saçlarımızın koruyamadığı yüz.. tamamı için tıklayınız.

Sinüs nedir?

Beynimiz yapı olarak özellikle sıcak ve soğuğa karşı son derece hassas bir organımızdır. Bu yüzden vücudumuzun en korunaklı bölgesinde yer alır. Yüz bölgesi haricindeki alanlarda saçlı deri dışarıdan koruma oluşturur. Saçlarımızın koruyamadığı yüz bölgemizdeki çıplak alanlarda ise bu görevi 'sinüs'ler üstlenmiştir. Bu alanlarda kemik içerisinde hava yastıkçıkları gibi boşluklar oluşmuştur. Bu boşluklar birer kanal ile geniz bölgesine açılır. İşte sinüs denilen yapı budur.

Sünizit nedir?

Sinüslerin içi normalde hava ile doludur; iltihap ile dolduğunda buna sinüzit denir. Sinüs denilen bu hava yastıklarının içini döşeyen mukoza (özel bir tip deri) hücreleri sümüksü kaygan bir sıvı salgılayarak sinüsleri hem nemlendirir hemde akıntı yardımı ile sinüsleri temizler. Normal haliyle sinüslerin içi hava ile dolu duvarları kaygan,ıslak ve mikropsuzdur.

Nezle gibi burun içi rahatsızlıklarında sinüslerin genize açılan kanalları tıkanır. Sinüsün içerisindeki hava mukoza hücreleri tarafından kullanılarak tüketilir. Dolayısıyla sinüsün içerisinde negatif bir basınç meydana gelir ve buna bağlı olarak ince sızı tarzında bir ağrı oluşur. Sonrasında artan negatif basınç mikroplardan arındırılmış olmayan geniz sıvısını bir enjektör gibi içeriye çeker. Sinüsler burun akıntılarıyla dolar. İşte sinüzit bu aşmada başlamış olur. İnce sızı ise yerini künt bir baş ağrısına bırakır .

Bir sonraki aşamada ise içeriye çekilen mikroplar iltihap oluşturur, dolayısıyla sıvı artar, basınç artar ve şiddetli baş ağıları oluşur. Bu durum tam bir 'akut sünizit' halidir.

Sinüzit nasıl tedavi edilir?

Sinüzite iki yönden müdahele edilmelidir:

Bir taraftan mikropların üremesi antibiyotiklerle durdurulur ve artan sıvı bazı kimyasallarla azaltılır. Diger taraftan burun içi spreyler gibi ilaçlarla kanalın ağızı açılarak sinüs boşaltılmaya çalışılır. Bir haftalık doğru ve düzenli bir tedavi ile sinüzit çoğunlukla herhangi bir iz bırakmaksızın iyileşecektir.

Sünizit nasıl kronikleşir?

Bir kaç nedeni vardır. Akut sünizit iyi tedavi edilmezse hastalık devam eder, uzayan süreç mukozanın yapısını bozar ve hastalık kronikleşir. Ya da alerjik nezle gibi rahatsızlıklarla sinüsün genize açılan ağızı tıkanır ve defalarca akut sünizit gelişir. Buna bağlı olarak mukozanın pürüssüz, kaygan ve ıslak yapısı bozulur. Böylece kronik sünizit oluşur.

Kronik sünizit nasıl tedavi edilir?

Kronik sinüzitin ortodoks tıbbında yüz güldüren bir tedavisi yoktur. Cerrahi müdaheleler ise kanalın tıkanan ağzını açsa da mukazayı yenilemekten haliyle uzaktır. Oysa akupunkturla sinüziti kronik safhadan kurtarmak ve dokuları yenilemek mümkündür.

Kronik sünizite akupunkturla iki yönden müdahele edilir. Bir taraftan alerjik nezle gibi geniz yapısını bozan hastalıklar tedavi edilir, diğer taraftan sinüs mukoza dokusu akupunkturla adeta yenilenir. Böylece hasta baş ağrısından ve onun sebebi olan kronik sünizitten kurtulur.

 

Dr. M. Salih Özaytürk

 

Romatizma ve Eklem Kireçlenmesi Tedavisi

Nedir ? Eklem ağrıları çeşitli olmakla birlikte romatizmal eklem ağrıları bilinen eklem ağrılarının bir kısmını oluşturur. Diz ve kalça eklemleri gibi büyük eklemlerin ağrılı rahatsızlıkları içerisinde, yaşlılığa veya eklem hasarına bağlı eklem kireçlenmeleri büyük yer tutar. Eklem.. tamamı için tıklayınız.

Nedir ?

Eklem ağrıları çeşitli olmakla birlikte romatizmal eklem ağrıları bilinen eklem ağrılarının bir kısmını oluşturur. Diz ve kalça eklemleri gibi büyük eklemlerin ağrılı rahatsızlıkları içerisinde, yaşlılığa veya eklem hasarına bağlı eklem kireçlenmeleri büyük yer tutar. Eklem kireçlenmeleri romatizmal hastalıklar değildir.

Gerçek romatizmal eklem ağrıları, bilenin aksine el ve ayak parmak eklemleri gibi, daha çok küçük eklemlere yerleşir. Eklemlerde hasar, hareket kısıtlılığı, ağrı ve şişliklere neden olurlar. Romatizmal kökenli eklem rahatsızlıklarında genellikle uykudan uyanınca eklem katılığı ve ağrılarda artış olur. Gün içersinde ağrılarda ve hareket kısıtlığında azalma meydana gelir. Oysa kireçlenmeye bağlı eklem ağrılarında hasta sabahları daha rahattır. Günün ilerleyen saatlerinde ağrılar artar ve hareketler kısıtlanır.
 

Nasıl Oluşur ?

Yaşlılık eklem hastalığı olarak da bilinen gonartroz rahatsızlığında, eklemler uzun süreli kullanımla yıpranır. Yıpranma dolayısıyla eklem kireçlenmesi ve ağrı gelişir. Özellikle dizler gibi yük binen eklemlerde kemiklerin eklem yüzeyini kaplayan kıkırdaklar incelir, eklem aralığı daralır, eklem sıvısı azalır ve kemikler doğrudan birbirine sürtünmeye başlar; neredeyse dayanılmaz ağrılar oluşturur.

Romatoid artirit, sedef yada lupus benzeri romatizmal kökenli rahatsızlıklarla oluşan eklem ağrılarında asıl neden vücudun kendi savunma hücreleri tarafından eklemin tahrip edilmesidir. Bu tip rahatsızlıkların ilk aşamasında savunma hücrelerinin istilası sonucu eklem sıvısı artar, eklem kapsülü kalınlaşır ve kıkırdak yüzeyler tahrip olur. Özellikle sabahları eklemler ağrılı ve şiştir. Günün ilerleyen saatlerinde kısmi bir rahatlama olmakla birlikte eklemdeki yıkım devam eder. Günler geçtikçe eklemdeki ağrı yerini hareket kısıtlılığına bırakır, çok ileri evrelerde derin tahribat sonucu eklem hareket kabiliyetini kısmen yede tamamen kaybeder.


Tedavisi nasıldır?

Her iki rahatsızlık türünde de akapunkturla tedavi mümkündür. Ancak eklem kireçlenmesindeki tedavi daha çok bir rehabilitasyondur. Tedvi süresince eklemdeki ağrı ortadan kaldırılır ve ilerleyen süreçte eklemde kısmi bir iyleşme sağlanır, fakat kaybedilen kıkırdak geri kazanılamaz. Başlangıçta sık olan seanslar ağrı rahatladıkça seyrekleştirilir. Ayda bir seansa kadar indirilebilir.

Romatizmal kökenli eklem rahatsızlıklarının akupunkturla tedavisi ise son derece önemlidir. Akupunktur tedavisiyle yalnızca eklemdeki ağrı değil, devam eden hasar da durdurulabilir. Aynı şekilde başlangıçta sık olan seanslar hastalık remisyona girdikçe, yani hastalığın ilerlemesi durdukça seans aralığı seyrekleştirilir. Akupunkturun bu tür rahatsızlıklarda kalıcı başarı elde etme potansiyeli oldukça yüksektir.

 

Diğer Tedaviler

Akupunkturun etki mekanizmasını özetlemek için akupunkturun teknik altyapısına ve etki mekanizmasına ışık tutalım: Her bir insan, tek bir hücreden, hatta tek bir genetik şifre bütününden meydana gelir. Her bir hücremizin içerisinde bu genetik bilgi orjinal, bozulmamış haliyle yer alır. Aynı zamanda.. tamamı için tıklayınız.

Akupunkturun etki mekanizmasını özetlemek için akupunkturun teknik altyapısına ve etki mekanizmasına ışık tutalım:

Her bir insan, tek bir hücreden, hatta tek bir genetik şifre bütününden meydana gelir. Her bir hücremizin içerisinde bu genetik bilgi orjinal, bozulmamış haliyle yer alır. Aynı zamanda sinir sistemi aracılığıyla vücuttaki tüm organlar, dokular, hatta hücreler iletişim içerisindedir.

Bu iletişim ağının ve genetik orjinal bilginin kullanılmasıyla, vücudu bulunduğu her aşamada orjinal haline davet etmek mümkündür. Hastalıkların açığa çıkmasına neden olan eksikliklerini tamamlaması için sistemi uyarmak, bozulmuş verinin yerini alması için orjinal bilgiyi tetiklemek akupunkturun tedavi tekniğidir. Yine vücudu saran iletişim ağını uyararak iletişim kopuklukların onarmak, iletişimi hızlandırarak veri kaybını azaltmak ve beynin, yani merkezi sinir sisteminin olumlu müdahelesine zemin hazırlamak da yine akupunkturun etki mekanizmaları arasında yer almaktadır.

Kısaca akupunktur, tüm sistem hasarlarında ve tüm metabolik olaylarda etkilidir. Öyleyse, akupunkturun az ya da çok etkili olmadığı bir hastalık tasavvuru mümkün değildir. Ayrıca akupunktur, zarar verme olasılığı olmayan ender tedavi yöntemlerinden biridir. Çünkü tüm etki mekanizması, vücudu olması gereken orjinal hale davet etmek üzerine kuruludur. 

Kliniğimizde tedavsini yaptığımız hastalıklar:

Depresyon
Kaygı bozukluğu
Sinir hasarlanmaları
Felçler
ve otoimmun kökenli demiyelinizan bazı hastalıklarda,

Kas iskelet sisteminin rahatsızlıkları olan,
Eklem hasarları
Artritler
Eklem kireçlenmeleri
Tendinitler

Astım 
Alerjik nezle 
Alerjik deri hastalıkları 
Güneş alerjisi

Egzema 
Kronik Ürtiker 
Sedef hastalığı [Psöryazis] 
Saç dökülmesi [Alopesia]

Akne Vulgaris [Sivilcelenme]
Migren
Uyku bozuklukları

Ağrı Baş ağrıları
Kronik sinuzit 
Trigeminal nevralji 
Nevraljiler

Yüz felci
Hemipleji 
Felçler 
[yakın-dönem tedavileri daha başarılı]

Göz rahatsızlıkları
Glokom
Retenitis pigmentoza

Guatr
Tinnitus [Kulak çınlaması]
Hipertansiyon [Yüksek tansiyon]

Romatizma 
Bel - boyun fıtıkları 
Bel - boyun ağrıları 
Eklem ağrıları 
Myaljiler

Kronik Yorgunluk
Dikkat dağınıklığı 
Depresyon 
Sigara bağımlılığı 
Diğer bağımlılıklar

Gastrit 
Kolit 
Konstipasyon 
Hemoroid 
Varis

Aşırı İştah
Obezite [Fazla kilo]
İştahsızlık

Büyüme geriliği
Gelişme sorunları
Enürezis Nokturna [Alt ıslakmaları]

Menapoz sendromu 
Dismenorea [Sancılı adet] 
Adet Düzensizliği 
Cinsel Rahatsızlıklar

Kronik böbrek rahatsızlıkları 
Nefritler 
[diyaliz öncesi başlangıç dönemi]

Sorunlarınız için İLETİŞİM bölümünü kullanabilirsiniz. 
Size en kısa sürede yanıt verilecektir.

A A
Her hakkı mahfuzdur © 2008 Akuterapist
Tasarım deSen